İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

KORONAYA KARŞI SAKATAT UYARISI

Korona virüsünün nasıl bulaştığına yönelik tartışmalar sürerken enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof.Dr. Esin Şenol, hayvan pazarından bulaşan korono tipi virüslerin kokoreç, kelle paça, ciğer gibi sakatatlarla ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Korona kaynaklı milyonlarca ölüm yaşanmayacağını da söyleyen Prof. Dr. Şenol, çiğ süt tüketiminin de hayvan kaynaklı virüslerin bulaşmasında tehlike barındırdığını dile getirdi.

Kırım kongo virüsünün de viral bir hastalık olduğunu, Iraklı tarım işçilerinden Anadolu’ya taşındığına dikkat çeken Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, “Koyun ve dana kaynaklı deli dana hastalığımız oldu. Zoonozlar tarım toplumu olmaya başladığımızdan bu yana insanlıkla iç içe. Mikroorganizmalar insan veya hayvan ayırt etmezler. Onlar konaklarına kendisi için üst canlı olarak bakar. Brusella ve keçi gribi olarak bildiğimiz q fever da biliyoruz ki hayvan kaynaklı. Yaşlı popülasyonu ve kronik hastalıklardaki artış nedeniyle daha önce değmedi dediğimiz etkenlerin de değeceği süreçler söz konusu. Dikkatli olmalıyız. En çok üzerinde durduğum çig süt tüketmek. Sokak sütü tüketmek, kaynağını bilmediğimiz hayvanları geziyor diye tüketmek. Aslında hastalıkları size bunlar bulaştırıyor. Kokoreç, kell paça ve ciğer gibi sakatatlardan kaynaklı korono gibi yeni virüslerin ortaya çıkması ve yayılması mümkün.” açıklamasını yaptı.

Korona virüsü anlatan Prof. Dr. Esin Şenol

2 senaryo

Korona virüsünün hayvan konaklı bir virüs olduğunu ve bulaşma için insana sıçrama yapması gerektiğini kaydeden Şenol, medyascope Tv’ye yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: “Bizi korkutan senaryo yepyeni bir virüs. Nasıl davranacağını bilmiyoruz. Bağışıklık sistemimize bu virüsü öğretmemişiz ve çok fazla seyahat var. Virüsün yayılımıyla ilgili 2 senaryo söz konusu. Birinci senaryoya göre, canlı hayvan satılan bölgede insan ile hayvan arasında dağınık ve büyük sıçramalar oldu. Ve biz o vakaları bugün tespit ediyoruz. uzun süreli temas sonrası yaşanan sıçramayla bulaştığı yönünde. İkinci senaryo ise küçük bir sıçrama oldu ve bu sıçrama sonrası temasın yoğun olduğu Wuhan bölgesinde insanlar birbirlerine kalıcı şekilde virüsü yayıyorlar. Bu şu demektir; virüs insana tümüyle adapte olabilir. Ve 2., 3., 4. kuşak bulaşlarla tavrını değiştirebilir. Bir tane ABD’den genom analizi geldi. O analize göre genetik çeşitliliğin az olması sıçramanın küçük olduğunu gösteriyor dediler. Yani ikinci senaryo ağırlık kazandı. Wuhan bölgesinde yakın temasta olanlar arasında Damlacık infeksiyonu şeklinde bulaşıyor. Pandemik infuluenza kadar korkutucu değildi. O virüsü kısıtlı tutabildiysek aşıyla burada da milyonlarca ölüm olmayacak bilim kurgu filmleri gerçekleşmeyecek.

Belirtisiz olgular var

Hayvan marketinden orijin alan yeni bir virüs var. Bu virüsle karşılaşan bazı kişilerde hiçbir belirti yok. Bulaş dinamiklerini bilmiyoruz diyoruz ya bizi en çok sıkıştıran konu, belirtisiz olguların var olması. Biz sadece çok ağır olanları biliyor ve keşfediyoruz aslında. Bazı kişilerde ise çok hafif belirtiler var. Hastanelere yatan olgularda yüzde 14’e varan bir ölüm oranı var. Etkilenen insanların yaş oranları yüksek, başka hastalıkları da var gibi gözüküyor. Şimdilik öksürme ve hapşırma gibi damlacık kaynaklı bulaşma yaşandığını biliyoruz.

Kızamık daha büyük tehdit

Şu anda kızamık ve grip ülkemiz için çok daha büyük bir tehdit. Ama aşı karşıtığı rant getiren bir şey. Aşı karşıtı.. Bir bakıyorsunuz size bağışıklık için ürün satmak istiyor diğer taraftan ya da 3 cümle araştırma yapmadan kitap satıyor ve zengin oluyor. Akıldan bilimden yana olmalıyız. Kızamık 13 kat daha fazla bulaşıyor, daha çok sakat bırakıyor ama biz aşıyı terketmek üzereyiz.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir