İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

KORONAVİRÜSÜN ÖĞRETTİĞİ

Koronavirüs salgını sürerse makarna ya da buğday krizi yaşanır mı?

Koronavirüs salgını, gıda güvenliği ve gıdanın sürdürülebilirliğini bir kez daha gündeme getirdi. Henüz 1 koronavirüs vakası yaşanmışken marketlere hücum eden vatandaşlar, özellikle makarna ve bakliyat ürünlerini hızla tüketti. Depolardan gelen yeni ürünler raflara konulsa da, o gıdalar da kısa sürede tükendi.

Özellikle büyükşehirlerde yaşayan birçok kişi, gıda temininde sıkıntı yaşadı. Bazı vatandaşlar gittikleri marketlerde makarna, mercimek, un, nohut gibi temel besin maddelerini bulamadı. Tabii bu durum hemen online alışveriş platformlarına da yansıdı. Bir paket makarnanın fiyatını 45-50 liralara çıkaran satıcılar oldu. Yaşanan bu tablo, gıda sisteminin krizlere karşı ne kadar kırılgan olduğunun da bir göstergesiydi.

Buğday yeterli mi?

Peki bu kriz derinleşir mi? Koronavirüs vakaları artarsa gıda arzında daha büyük sorun yaşanır mı? Bu, en temel gıda ürünlerimiz; buğday, mısır, pirinç gibi gıdalara bağlı. Mesela buğday! Buğdayda son yıllarda ithalatçı konumuna geldiğimiz aşikar. Türkiye 2018 yılında 5,8 milyon ton, 2019 yılında ise 7,6 milyon ton buğday ithal etti. Tarım ülkesi olarak bilinen ve buğdayın anavatanı olarak anılan Türkiye’nin buğdaya muhtaç hale gelmesi ciddi bir eleştiri konusu. Ancak buna bazı çevrelerin yanıtı; ‘O buğdayı alıp işliyor ve ürüne dönüştürerek ihraç ediyoruz’ şeklinde oldu. Makro yapıya baktığımızda, Türkiye’nin buğday üretimi yıllık 20 milyon ton civarında. Tüketimin de ortalama 18-19 milyon ton. Son 10 yılda birkaç yıl haricinde üretim-tüketim dengesinde sıkıntı yaşanmadı. Ancak bu dönemde Türkiye’yi etkileyen ciddi bir salgın yaşanmadığını ve verimi düşürecek biyolojik bir olumsuzlukla karşılaşılmadığını vurgulamak gerek.

Bir de küresel ısınma

Şimdi kapımızda koronavirüs tehlikesi var. Buğdayın hasat zamanında hastalık yayılmış olabilir. Bir de talepteki aşırı artış eklendiğinde buğdaya dayalı temel gıda ürünlerinde risk yaşanması olası. Makarnalık buğday üretiminde Kanada ve İtalya’nın ardından 3.sıradayız. Aynı zamanda da ciddi bir makarna ihracatçısıyız. Ancak salgın, savaş ve küresel ısınma gibi durumların arz-talep dengesinde olağanüstü eğriler yaratabileceği de dikkate alınmalı. Son birkaç günde bunun örneğini yaşadık. Buna bir de küresel ısınmanın muhtemel sonuçları eklenebilir. İklim değişikliği, bulunduğumuz coğrafyanın buğday üretimi için ciddi bir endişe kaynağı. İklim senaryolarına göre ısınmaya bağlı buğdayda iyi ihtimalle yüzde 7 verim kaybı hesaplanıyor önümüzdeki 10 yıl içinde. Verim değişkenliğinin %50 artması durumunda ise tüm dünyada olacak verim şoklarının Türkiye’de var olan şokların yaratacağı olumsuz refah etkisi üzerine %125’lik bir ek olumsuz etki getireceği saptanmış. Yani buğdaya bugün 1 birim veriyorsak bunun 3’e, 4’e katlanması demek. Makarnanın fırsatçılıkla 50 lira olması sürekli bir tablo olabilir.

Şunu da söylemek gerek. Koronavirüs alışverişinde halkın abur cubura ve hazır gıdaya uzak durması dikkat çekiciydi. Yüksek kalorili, kolay yenilebilen ama besleyiciliği düşük ürünlerin tercih edilmediğini, bir başka tabirle gıdadan sayılmadığını görmüş olduk. Ayrıca yaşadığımız son tablo, gıda arzının zaman zaman sıkıntıya düşebileceği konusunda da öğretici doneler verdi. Tamamen market odaklı beslenmeye alternatif yöntemleri de hayayçtımıza katmamız kaçınılmaz. Makarna yerine erişte yapabilenlerin, ekmeğini evde üretebilenlerin ve balkonda sebze yetiştirebilenlerin bu gibi krizlere karşı çok daha dayanıklı olacağı muhakkak.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir