İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

KULLANILDIĞI ORTAYA ÇIKTI

Gıda amaçlı hayvan yetiştiriciliğinde büyüme amaçlı antibiyotik kullanıldığı net bir şekilde ortaya çıktı.

Başta tavuk olmak üzere hayvan yetiştiriciliğinde antibiyotik kullanılıp kullanılmadığı uzun süredir tartışma konusuydu. Zaten ‘Tavuk etinde antibiyotik var mı’, ‘Tavuk yemleri antibiyotikli mi’, ‘Tavuk etinde hormon var mı’ gibi sorular epeydir en çok gündeme gelen soruların başında geliyordu.

Yemedenonce.com bu tartışmayı sona erdirecek bir dökümana ulaştı. Hem de tavukçuluk sektörünün kendi hazırlayapı yayınladığı bir döküman. O döküman; Danimarka Teknik Üniversitesi’ne bağlı Gongora Ulusal Veteriner Enstitüsü uzmanlarından Carmen Espinosa’nın BESD-BİR’in düzenlediği kongrede yaptığı sunum. Sunumunda Espinosa, “İnsan sağlığı için çok önemli bir antibiyotik olan “colistin” gıda üretimine yönelik hayvanlarda yoğun bir şekilde kullanılıyor” diyor.

Büyütmek için antibiyotik
Espinosa ayrıca, ürküten bir tespitte de bulunmuş: “İnsanlara yönelik ilaçlar arasında kritik bir öneme sahip olmasına rağmen colistin bazı ülkelerde büyütme hızlandırıcı olarak bile kullanılmaktadır.” Espinosa’nın bu itirafının BESD-BİR toplantısında yapılması çok önemli zira BESD-BİR, “KANATLI BEYAZ ET ÜRETİMİ HAKKINDA TÜKETİCİLERİN DOĞRU SANDIKLARI YANLIŞLAR” başlıklı bir duyuru hazırlamış ve bu duyuruda “Antibiyotik sadece tedavi amaçlı kullanılıyor. Tavuklarda büyütme amaçlı antibiyotik kullanımı, 2006 yılından itibaren Avrupa Birliği’nde (AB) olduğu gibi Türkiye’de de tamamen yasaklandı” ifadelerine yer vermişti. Oysa ki durum hiç de duyurdukları gibi değilmiş.

Antibiyotik direnci
Hayvancılıkta antibiyotik kullanımı, insanlarda antiyibotik direncine neden olduğu için hayati derecede önemli. İlaca dirençli enfeksiyonların artmasıyla tüm dünyada yılda 700 bin kişinin hayatını kaybettiği, şayet yeni ve etkili antibiyotikler geliştirilemez ve direnç gelişimi önlenemez ise 2050 yılında 10 milyon insanın antibiyotik direncinden dolayı öleceği bildirilmekte. Hayvanlardaki antibiyotik dirençli bakterilerin insan sağlığı için riski, iki temel mekanizma ile açıklanmakta. Birincisi; hayvanlarda kullanılan antibiyotiklere karşı mikrobiotadaki dirençli bakterilerin doğrudan gıda zinciri ile insana bulaşması… Yani hayvanın et,süt ve yumurtasını tüketen insana geçmesi.
İkincisi ise oluşan bu dirençli bakterilerin çevreye saçılması ve buradan direkt ve/veya indirekt
olarak insan sindirim sistemine geçerek risk oluşturması.

Tehlikenin boyutu
Son bir not; Ülkemizde yürütülen Ulusal Antimikrobiyal Direnç Surveyans Sistemi (UAMDSS) ve Ulusal Hastane Enfeksiyonları Surveyans Ağı (UHESA) verilerine göre “E.coli” ve “Klebsiella spp.” bakterileri; üçüncü kuşak sefalosporinlere yüzde 40-50, kinolonlara yüzde 50 den fazla dirençli. Bu iki bakteri sıklıkla üriner sistem enfeksiyonları ve karın içi enfeksiyonlarla yakın ilişkili. Direnç olması, bu enfeksiyonların yaşandığı olguların yarısında antibiyotiklerle tedavinin imkânsız hale gelmesi anlamını taşıyor.

Greenpeace’e dava
Tavuk üretiminde antiyibotik kullanımı Türkiye’de zunu bir dönem tartışma konusu olmuş, Keskinoğlu firması çevre örgütü Greenpeace’i dava etmişti. Davada beraat eden Greenpeace, antibiyotiklerin koksidiyostat olarak kullanılmaının hala sürdüğünü savunuyor. Özellikle de yemle bu antibiyotiklerin sürekli olarak hayvanlara verildiğini belirtiyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir